24 Kasım 2010 Çarşamba
22 Kasım 2010 Pazartesi
10 Kasım 2010 Çarşamba
T-Mobile: Welcome Back
Watch arriving passengers be given a welcome home to remember at Heathrow Terminal 5.
Advertising Agency: Saatchi & Saatchi, London, UK
Creative Director: Paul Silburn
Creatives: Rick Dodds, Steve Howell
Director: Henry-Alex Rubin
Production Company: Smuggler, London
Yanlış Kararlar..
En iyi okullardan mezun olmak, onlarca staj yapmak, her stajda en iyisi olmaya çalışmak, her şeyi öğrenmeye çalışmak, kendini geliştirmek adına kendinden ödün vermek.. Ne yazık kı sonunda iş bulamamak..
Son bir kaç aydır yaşadığım şey bu işte; işe alınmak için deneyimsiz, staja başlatmak için fazla deneyimli sıradan bir yeni mezun profiliyim ben.
Önceleri soruyordum kendime kimse beni işe almazsa nasıl deneyimli olabilirim ki diye, sonra vazgeçtim.. "Vazgeçtim" tek kelime olduğuna bakmayın, sizi kuşatan sarıp sarmalayan psikoloji çok çok fazla kelime aslında.. Kendinizde aramaya başlarsınız önce yanlışı çünkü etrafınızdaki çoğu insan çoktan iş güç sahibi olmuştur. Bu yoğun baskı dönemini üzerinizden attıktan sonra da hırslanırsınız. Ben öyle yaptım. Hırslandım. Kendimi daha da geliştirmek, daha fazlasını öğrenmek için yüksek lisansa başladım. Staj üzerine staj yapmaya devam ettim. Hala da yapıyorum. Sonra yine düşünmeye başlıyorum. Doğru mu yapıyorum? Bütün arkadaşlarım iyi kötü bir işe girdiler. Evet istedikleri şirketlerde ya da istedikleri pozisyonlarda değiller ama bir işleri var, bir de bana bak kadrolu stajyer olarak hayatıma devam ediyorum. Yoksa ben hep yanlış kararlar mı verdim bunca zaman? Ailemin hala iş bulamadın mı sorularına, CV'mi gören herkesin sen neden hala staj yapıyorsun sorularına verecek cevap bulmakta zorlanıyordum.
Belki de bu kadar seçici olmamak gerekiyordu en başından beri.. Her hangi bir şirketin her hangi bir pozisyonunda işe başlasaydım yaklaşık 2 yıllık bir iş deneyimim olabilirdi. Peki ben o zaman şu an olduğumdan daha mı mutlu olurdum? İşte buna evet diyemediğim için istediğim şirkette staj yapıyorum, istedigim işi öğreniyorum. Titrim asistan ürün/marka yöneticisi değil, maaşım da ama yaptığım şey çok da farklı değil. Sabah işe geliyorum, iş çıkışında okula gidiyorum, okul çıkışında akşamın 11:00'inde eve gidiyorum. Hafta sonu pestil gibi yatıyorum evde, sonra yatmaktan sıkılıp kendimi dışarı atıyorum ama aklım projelerde, işlerde.. İşim olsaydı da şöyle hoplaya zıplaya bir sunum hazırlasaydım derken buluyorum kendimi.
Farkettim ki işim olunca bunları zaten yapacağım, kendime zaman ayırmakta zorlanacağım, kendimi geliştirmek için çırğınacağım ya da yoğunluktan aklıma bile gelmeyecek. O yüzden şimdilerde kendime bir to-do-list yapmaya karar verdim. İşle güçle alakasız bir liste bu; içeriğinde yağlı boya resimlerimi tekrar yapmaya başlamak, aylar önce işşiz kaldığım karamsar dönemde yazmaya başladığım kitaba devam etmek, takip listeme ekledigim blogları incelemek ve hatta spora başlamak var. Ama listemin ilk sırasında yeğenime bir sürü hediye alıp ilk fırsatta Londra'ya gitmek vardı, bayram tatilimi ablam ve yeğenimle geçirmeye karar verdim, biletimi aldım. Sandığım kadar kötü kararlar vermiyormuşum sanırım :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






