30 Nisan 2010 Cuma

- When I get older, I'll be stonger :)

- Whopper Face

14 Nisan 2010 Çarşamba

Evian: We're all babies inside



13 Nisan 2010 Salı

Ikea

4 Nisan 2010 Pazar

Mutluluga Kapak Aç - Barıs Manço

-Mezunihayet

Belki de en güzel günlerimizi geçirdik, yepyeni dostluklar edindik hayatımızın sonuna kadar sürecek. Hayaller kurduk ileriye dönük toz pembe. Yurt odalarını evimiz gibi sevdik. Komşuculuk oynadık, yemekler yapmaya çalıştık, bulaşıkları kim yıkayacak kavgaları, sakız çiğnerim çiğneyemezsin kavgaları daha neler neler. Sabahlara kadar güldük, karnımıza ağrılar girdi yataklardan yuvarlandık sonra korktuk kötü rüyalar görüp "bu gece seninle uyuyabilir miyim" dedik elimizde yastıklar karanlıkta korkmuş gözlerle. Doğumgünlerimizde annelerimizi özledik, tam ağlayacakken baktık ki bir aile de burada olmuşuz. Biz bunca zaman gerçekten buradan "kurtulmak" mı istedik?




-Convergence / Yakınsama

Günümüz dünyası iletişim ve teknoloji yolunda hızla ilerlerken zamanla her şey mobil ve interaktif hale gelmektedir. Bir başka deyişle analog dünyadan dijital dünyaya geçiş dönemi olarak nitelendirebileceğimiz bir dönemdeyiz. Bu yeni dünyada markalar, firmalar değil tüketici merkezli bir anlayış hakim. Markaların kendilerini seçici tüketicilere, karar veren mecraya kabul ettirebilmesi, duygusal bağ yaratılabilmesi için klasik pazarlamadan farklı, emsalsiz projeler yaratması gerekmektedir. Pazarlama kampanyalarında televizyon, dergi, gazete ve outdoor gibi geleneksel mecralar ağırlığını korurken internet de bu ana mecralar arasında yerini almaya başlıyor.
1990’lı yıllarda internet kullanımının hayatımıza girmesiyle bilgiye ulaşmak büyük ölçüde kolaylaştı ancak internet kullanımının yaygınlaşması ve kabul görmesi için bir süreç gerekmiştir ki bu klasik mecralar için de geçerlidir. Örneğin yazılı basının kabul gördüğü ve benimsendiği dönemlerde radyonun ve sonrasında televizyonun hayatımıza girmesi bir adaptasyon süresi gerekmiştir. İnternetin kullanıcı içerikli bir boyuta transferiyle ortaya çıkan Web 2.0 dönüşümüyle internet ortamı, hem kullanıcı sayısını artırmış hem de kullanıcıların içerikleri yani mesajları oluşturduğu ve paylaştığı büyük bir güce dönüşmüştür. Bunun önemini çabuk kavrayan firmalar önce arama motorlarını; Google’ı, Yahoo’yu daha sonra MSN’yi, Hotmail’i, blogları (Myspace, Blogger.com, Blogcu.com gibi), Youtube’u ve son olarak Online sosyal ağ sitelerini (Facebook gibi) keşfetmişlerdir. Globalleşmenin de hız kattığı teknoloji ve internet mecraları kısa sürede yaygınlaşmış ve tüketicilerle markaların buluştuğu mecralar çeşitlilik kazanmıştır (bilgisayar ekipmanı, dijital ekipman, manyetik kart makineleri ve uygulamaları, faks makineleri, cep telefonları, uydu yayınları ve yeni finansman hizmetleri, internet siteleri, banner reklamları, web siteleri, banner kampanyaları, portaller, web tabanlı uygulamalar, CD-ROM ve DVD uygulamaları, tasarımları, arayüz tasarımı, advergame, online marketing kampanyaları, “RichInternet Application” uygulamaları, MotionGrafik projeleri, yazılım projeleri, oyun projeleri, içerik yaratma projeleri, community projeleri, vb.). İnternet ve bilgisayar teknolojilerinin görece daha hızlı bir adaptasyon süreci geçirmiş olması ise yeni çağın bilgi ve teknoloji çağı olarak bilinmesidir. Elektronik medyanın hayatımıza girmesi görsel, işitsel ve oral duyularımızın birarada kullanılmasına olanak tanımıştır.
21. yüzyıl; bilgisayar, faks, cep ve araç telefonları, uydu antenler, güçlü televizyon ve radyo alıcıları, internet, video ve benzeri iletisim araçları ile yer ve zaman unsurlarını ortadan kaldırıp, insanları ve toplumları yakınlaştırırken, mesaj üreticilerinin de ulaşmak istedikleri hedef kitlelere ulaşabilme ve onları etkileyebilme kabiliyetlerini bir o kadar da kısıtlamaktadır. Markalar hedef kitlelere ulaşabilmek için her türlü kanaldan yararlanmak ve yeni mecra arayışına girmek durumunda kalmıştır. Bütün bu gelişmeler olurken tüketicilerin taleplerinde de değişiklikler olmuştur. Hedef kitle artık televizyon, gazete veya radyodan kurumların mesaj yolladığı homojen insan topluluğu olmak yerine aldığı mesajları seçen hatta içerik üreten, farklı ilgi alanları olan ve farklı gruplara dahil hetorojen insan topluluklarından oluşmaktadır. Bu nedenle de reklam ajansları tüketicilerin dikkatini çekebilmek için yeni mecralar bulmakta, bu yeni ve farklı mecraları harmanlayıp “mecra karmaları” yaratmakta ve marka ile tüketici arasında bağ oluşturmaya çalışmaktadır. Marka ile tüketici arasında bağ kurularak daimi müşteriler yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu arayışın sonucunda da dijital teknolojiler, internet ve diğer geleneksel mecraları bir bütünlük içinde kullanabilen çeşitli formüller geliştiriliyor.
Convergence olarak adlandırılan, eski ve yeni mecraları bir arada kullanabilme olgusu yani medya kombinasyonu ortaya çıkmıştır. Yakınsama sıkça kullanılan ancak nadiren tanımlanan bir konsepttir. Geçmişte ayrı teknoloji, piyasa ya da politikalarla tanımlanmış endüstri yapılarını bir araya getiren (entegre eden) kapasite olarak tanımlanabilir. Bunun yanı sıra Avrupa Komisyonu “Farklı şebeke platformları aracılığıyla benzer hizmet çeşitlerinin taşınması ya da telefon, televizyon ve kişisel bilgisayar gibi tüketici aygıtlarının bir araya getirilmesi”olarak tanımlamıştır. Yakınsama kavramını iki başlıkta incelemek daha doğru olacaktır. İlk olarak teknik yakınsama farklı teknolojiler ile sunulan hizmetlerin bütünleşmesidir. Kurumsal yakınsama ise hizmetlerin bütünleştirilerek sunulmasına yönelik, sektörler arası birleşmelerdir. Yakınsamanın kavramsallaştırması medyanın hatlarını belirsizleştiren bir süreç olarak görülüyordu. Bu görüşe göre medya endüstrisinin geleneksel bölünmesinin (broadcast, basın, telefon networkler) kaybolması genişleyen dijital elektroniklerin kullanımıdır oysa daha önce de belirtildiği gibi yeni teknolojiler, eski teknolojileri destekler nitelikte kullanılmaktadır yani multi-media destekleyen tek bir cihaz ya da Web-based uygulama geleneksel medya kullanımını tamamen ortadan kaldıramaz ya da yerini alamaz sadece entegre eder. Önceleri birbirinden farklı olan ürün ve servisler geliştirilen yeni teknolojiler sayesinde kombine edilerek hibrit ürünlere dönüştürülmüştür. Örneğin televizyon ve online servislerden web TV ve interaktif TV geliştirilmiştir. Bir başka deyişle genişleyen ve gün geçtikçe büyüyen entegrasyon fonksiyonları tüketici ihtiyaçlarını giderebilmek adına iki farklı cihazı hibrit fonksiyonları olan tek bir cihazda birleştirilebilmesini sağlamıştır. Yeni medya, televizyon ve radyo gibi eski medyadan daha aktif bir iletişim katılımı gerektirir. Ancak yine de aralarındaki farklılık çok abartılmamalıdır. Örneğin e-mail’i düşünelim. Birçoğunun yeni teknoloji olarak nitelendirdiği ancak aslında çok eskinin teleksinden farksız bir iletişim aracıdır. Ya da telefonlar. Henüz hiç bir araç telefonlar kadar interaktif değildir. Kısacası eski ve yeni medyalar aslında birbirlerinden çok uzak kavramlar değillerdir. Medya yakınsaması bir teknolojik ilerlemeden çok daha fazlasıdır. Yakınsama varolan teknolojilerin, endüstrilerin, marketlerin, türlerin ve izleyicilerin arasındaki ilişkiyi değiştirir. Cep telefonları sadece telekominikasyon araçları değildir; aynı zamanda oyun oynanan, internetten bilgi araştırılan ve depolanan, SMS gönderilebilen, fotoğraf paylaşımı yapılabilen bir cihazdır. Numara taşınabilirliği ile beraber hem ses hem data içeren paketlerin ortaya çıkmasıyla maliyetler iyice düşmeye başladı.
Daha önce de belirtildiği gibi yakınsama, gelişen teknolojinin mecraları birbirine yaklaştırılması anlamındadır. TV,internet ve sesli iletişim birbirine yaklaşmaya, ortak yapıya doğru ilerlemektedir. Örneğin iptv; iptv sayesinde hem tv izleyeceğiz, hem internete bağlanacağız, hem de video görüşme yapacağız. Bir başka açıdan bakacak olursak bir içerik hem tvden hem internetten hem de cep telefonundan izlenebilir. Özellikle iPhone lansmanı sonrası, Türkiye’nin mobil internet kullanımı arttı, bu yeni paketlerle beraber daha da artacaktır. Internetin kullanımını kolaylaştıran iPhone ve Google’ın Android’i gibi araçlar sayesinde kullanıcılar mobil araçları daha rahat kullanacak, 3G nin gelişiyle de bağlantı hızının getirisiyle daha çok mobil içerik tüketilecek. Mobil internetin kullanımı artarken, mobil reklamcılığın artmaması söz konusu bile olamaz. Özellikle yeni nesil araçlar (iPhone, Android, smartphoneların gelişmesi) ve 3G ve data paketi anlaşması sayesinde daha farklı reklam seçenekleri ortaya çıktı. Mobil video içeriği, mobil uygulama ve oyun geliştirmede markaların daha çok yatırım yapması, mobil kampanyaların kapak altı kodunu göndermekten daha komplex, daha çok internet ve diğer mecralarla içiçe kurgulara geçişi deneyimlemek mümkün artık.
Telekomünikasyon sektörüne bakacak olursak yakınsamanın hedefi çoklu oyundur. Geçmişte hizmetler bağımsız olarak sunulmakta iken, daha sonra hizmetlerin çoğalıp bütünleşmesi “triple play” olarak adlandırılmıştır. Günümüzde ise mobilitenin bu oyuna katılması ile “quad play” ortaya çıkmıştır. İlk olarak Görüntü-Data-Mobilite Yakınsamasını inceleyecek olursak videonun bütün cihazlardan seyredilmesi, TV, PC, Mobil ve diğer cihazların aynı içeriği göstermesi hedefleniyor. Burada ortam önemini kaybeder başka bir deyişle aynı hizmet birbirinden çok farklı ortamlardan verilebiliyor. İkinci olarak ise Ses – Görüntü Yakınsaması sayılabilir. Burada ise Caller ID On TV, interaktif TV ile VoIP projesinin yakınsaması, TV üzerinden arayan kişinin bilgilerinin görüntülenmesi, çağrıyı kabul / red seçeneği olarak sıralanabilir. TV – Oyun Yakınsamasında ise oyun konsolları ve bilgisayarlar üzerinden oynanan oyunların, interaktif TV hizmeti ile birlikte Televizyon platformuna kayması hedeflenir.
Bu pazarda faaliyet göstermek için etik ticari şartlara ihtiyaç duyulmaktadır bu nedenle usulsüzlüklerin önlenmesi için bayi/alt-bayi yönetimlerinin ve teşviklerin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Sabit ve mobil internet arasında eşitsizlik yarattığı için, mobil ve sabit hizmetlere farklı vergiler uygulanması, abonelere yarar sağlamamaktadır dolayısıyla bu durum gözden geçirilmelidir. Özellikle 3G’de transmisyon çok önemli olduğundan yatırım tekrarlarından kaçınmak için daha rekabetçi bir şekilde fiyatlandırılması gereklidir. Gelecek dönemler için yakınsanmış hizmetlere ilişkin yapılması gerekenler arasında mevcut regülasyon yönetimi yapısının sadeleştirilmesi, içerik sağlayıcıları ve operatörler arasında içerik kalitesine ilişkin sorumluluğun paylaşılması için kuralların belirlenmesi sayılabilir.
Daha önce de belirtildiği gibi yakınsama dediğimiz kavram tüm dünyada ve Türkiye’de kullanılmaya başlanmıştır. Bilgi iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler, işletmeleri ve işletmelerin iş yapma biçimlerini dönüşüme uğratmaktadır. Değişim ortamı işletmeleri olduğu kadar ürün ve hizmetlerin tüketicisi olan bireyleri de etkilemektedir. İnternet kullanımının artış göstermesiyle birlikte bireylerin bilgiye ulaşma ve medya tüketim alışkanlıklarının da dönüşüme uğradığı görülmektedir. Yeni iletişim ortamında reklam oyunları internet pazarlaması ile çevrimiçi oyunları birleştiren, stratejik konumlandırmaya dayalı yeni bir iletişim türüdür. Bu yeni tür ve mecrada amaç, ürünlerin pazar payını arttırmaktan ziyade, oyunlar vasıtasıyla, işletme, ürün ya da hizmet markalarının müşterilerin zihninde iz bırakmasıdır. Kısacası internetin yeni bir araç olarak, interaktif iletişim fırsatı nedeniyle pazarlama iletişimi ve halkla ilişkiler uygulamalarının etkinliğini artırabilme yeteneği vardır.

REFERANSLAR
• Andreas Nilsson, Urban Nuldén and Daniel Olsson; Convergence The Journal of Research into New Media Technologies Spring 2001 Vol 7 No 1. pp.34-38.
• Ars.Gör. Y.YILMAZ, Bütünleşik Pazarlama İletişimi, ISSN:1304-0278 Güz -2006 C.5 S.18(54-75).
• E. Gökaliler, A. Sabuncuoğlu; Bilgi İletişim Teknoloileri ve Reklam Ajanslarının Değişen Yüzü: İnteraktif Ajanslar, Journal of Yasar University, 3(10),1313-1330.
• ERG, Report on Fixed-Mobile Convergence:: Implications on Competition and Regulatory Aspects, August 2006.
• Henry Jenkins, The cultural logic of media convergence; Massachusetts Institute of Technology, USA, 2004.
• Michael Dowling, Christian Lechner and Bodo Thielmann; Convergence - Innovation and Change of Market Structures between Television and Online Services, University of Regensburg, Germany.
• Michel Dupagne and Bruce Garrison. THE MEANING AND INFLUENCE OF CONVERGENCE, A qualitative case study of newsroom work at the Tampa News Center, Journalism Studies, Vol. 7, No 2, 2006.
• Steven H. Chaffee and Miriam J. Metzger; “The End of Mass Communication?” 2001, 4(4), 365–379.
• Türk Telekom A.Ş. Faaliyet Raporu, 2008.
• http://www.avenuea-razorfish.com, Erişim: 27.01.2008
•http://www.google.com/books?hl=tr&lr=&id=RlRVNikT06YC&oi=fnd&pg=PP8&dq=old+media+new+media&ots=9z6FiDWAQp&sig=mgAza60pUxfzmf8d-6cm6OvHnnU#v=onepage&q=&f=false
-Daha önceki yazılarımda 3G'nin hayatımıza getirdiği yeniliklerden bahsetmiştim. Şimdi de KOBİ’ler mobil teknolojilerden ne şekilde yararlanabiliri irdeleyelim. Yeni mobil uygulamalar geliştirilmesinde 3G’nin etkisi ne olacak, bu kullanıcılara/müşterilere nasıl yansıyacak?
3G ile hayatlarımıza iki farklı yenilik giriyor aslında bunların ilki yüksek hızda internet bir başka deyişle kablosuz veri transferi. İkincisi ise detaylı lokasyon belirleyebilme kabiliyeti. Sunulan hizmetlerin arasında markaların müşterilerine veya çalışanlarına gönderebileceği 3G toplu video servisi, 3G saha otomasyon çözümleri, görüntülü yanıt servisi, güvenlik kameralarını cep telefonlarından izleme gibi çözümler sayılabilir. Herşeyden önce hızlı bilgi erişimi ve paylaşım özelliğiyle iş süreçleri hızlanacak, maliyetler düşecek ve şüphesiz markaların etkinlikleri artacak, yeni istihdamlar oluşacaktır. Özellikle veri transferinin yer ve mekan sınırlaması olmaksızın kullanabiliyor olması kişilerin hareket halinde, ofis dışında cep telefonları vasitası ile en hızlı şekilde e-maillerini kontrol edebilme, bilgi alışverişi ve iş yapabilmelerine olanak sağlamaktadır. Gelişen bilgi teknolojileri büyük markalardan sonra KOBİ’lerin de ilgisini çekmeye başlamıştır. Bunun başlıca sebeplerinden biri teknolojinin verimliliği arttırmada çok önemli bir rol oynaması, maliyet ve zamandan tasarruf edilmesi ve güvenli oluşu olarak sıralanabilir. Elektronik ortamda bir çok uygulama çok daha kolay gerçekleştirilmektedir. Örneğin e-ticaret, e-CRM, e-pazaryeri gibi uygulamalar ile daha etkin ve yaygın bir adaptasyon gerçekleşecek, arama maliyetleri düşecek, kısa sürede, daha güvenli bir şekilde ve daha fazla kişiye ulaşılabilecek, değişik pazarlara erişim sağlanabilecektir. Üstelik Türkiye pazarında en hızlı büyüyen kesim olarak tanımlandıklarından dolayı, KOBİ’lere yönelik doğru uygulamalar geliştirilmesi oldukça önem taşımaktadır.
Ipsos KMG’nin Türkiye’deki KOBİ’lere yönelik araştırmasına göre şirket iç ve dış iletişimini sağlamak üzere Türk KOBİ’lerinin %41’i sabit hat, %37’si cep telefonu, %15’i e-posta tercih ediyor. Buna ek olarak ise %87’si mobil haldelerken müşterileriyle iletişim kurabildikleri için işlerini geliştirebilmektedirler. Bu bilgilere dayanarak KOBİ’lerin iş hayatlarının çoğunlukla ofis dışında geçtiği öngörüsünden yola çıkarak bilgiye ulaşmanın zorunluluğu doğmaktadır. Bir diğer deyişle KOBİ’lerin kısıtlı zaman, kısıtlı eleman ve sürekli hareket halinde olma gibi bir yapılanma içerisinde olmalarından dolayı ihtiyaçları olan, bilgi teknolojilerinden en hızlı ve güvenilir şekilde yararlanabilmektir. Bu noktada belirtilen ihtiyacı gidermek üzere akıllı telefonlara yoğun rağbet görülmektedir. Örneğin KOBİ’lere yazılım desteği veren Blackberry Proffesional Software. Uygun paket fiyatlandırması ve sağladığı avantajlar ile oldukça yoğun ilgi gören Blackberry ile SMS, MMS, E-posta, messenger ve web uygulamaları ile hızlı, güvenli ve etkin bir iletişim kurulabilmektedir. 3G’nin hayatımıza girmesiyle birlikte bu sıralanan özellikler her telefonun desteklediği özellikler olarak düşünülebilirken, Blackberry’nin gelişmiş yazılım sistemi sayesinde dosya yönetimi, çıktı alımı ile projeksiyon gibi uygulamalar da içermektedir.
Bir diğer etkin uygulama ise Intel, Microsoft ve Türk Telekom işbirliği ile e-dönüşüm projesidir. Bu proje verilerine göre KOBİ’ler henüz teknolojinin avantajlarından maksimum avantajı sağlayamamaktadır ve teknolojinin etkin kullanımı ile hem firmanın büyüyecek, hem daha verimli olacak, hem de ekonomiye daha yoğun katkıda bulunması öngörülmektedir. Böylelikle Pazar şartları iyileşecek ve hareketlenecektir. Sayısal verilere dayandırılacak olursa; sınırlı imkanları ile eknomiye sadece %29 katma değer kattığı belirtilmiştir. Belirtilen verilerden yola çıkarak, bilişim sektöründe standardizasyon, sertifikalandırma ve KOBİ’lerin vizyonunu geliştirmek amaçlanmıştır.

3 Nisan 2010 Cumartesi

-Mobil Bankacılık

İlerleyen teknoloji her geçen gün yaşamımızın başka bir alanına girmeyi başarıyor. Özellikle cep telefonlarının yaygın kullanımıyla birlikte yer, zaman ayrımı olmaksızın her yerde konuşma, SMS gönderme ve hatta internete girme fırsatı yakaladık. Hızla artan talep ile doğru orantılı olarak katma değerli servisler ve mobil pazarlama konseptleri doğdu. Bankacılık işlemleri, uyarılar, güvenlik ve pazarlamada sıkça kullanılan mobil cihazlar, zengin arayüzlü mobil internet teknolojilerini de kapsama aldı. Son olarak iPhone’daki gelişmeleri nelerin takip edeceğini, Android’de ve Windows Mobile’da yapılacakları, 3G’nin neler getireceği bekleniyordu ki şimdilerde hayatımızı kolaylaştıran yepyeni uygulamalarla karşımızda; mobil bankacılık ve mobil ödeme.

Mobil bankacılık, cep telefonlarına yüklenecek mobil uygulamalar veya browser ile eft, havale ve fatura ödeme gibi bir çok işlemi cep telefonundan yapma imkanı sağlamaktadır. Bilgiler online bankacılık işlemlerinde olduğu gibi 128 bit şifrelenerek iletilmektedir. İlk olarak operatör ortaklıkları olan bankalar mobil bankacılık konseptleri geliştirdiler. SMS tabanlı uygulamalar arasında hesap sorgulama, kredi kartı bilgisi, ödeme bilgileri sayılabilir. Mobile Marketing Association makalesinde de belirtildiği gibi elektronik ortamların yaygınlaştırılması hızla sürerken, iş ve işlemlerin mobil ortamlara kaymaya başladığı gözlemlenmektedir. Bunun haklı gerekçesi tüm dünyada hızla artan mobil cihaz sayısının ve haberleşmesinin ülkemizi de etkilemiş olmasıdır. Dünya mobil haberleşme sayısının 2006’nın ilk 6 ayında 2,25 milyarı aştığı, ülkemizdeki GSM abone sayısı 2005 yılı sonu itibariyle yaklaşık 44 milyona, 2006 yılı mart ayı itibariyle 46 milyona ulaştığı görülmektedir. Bu sayılarla ülkemiz dünyada en çok mobil cihaz kullanan ülkeler arasında 10. sırada yer almaktadır.Dünya geneliyle karşılaştırılacak olduğunda SMS tabanlı mobil bankacılık, Türkiye’de ortalamanın üzerindedir [2].
Mobil ödeme ise tüketicilerin satın almak istedikleri bir ürünü cep telefonlarını kredi kartı gibi kullanması bir diğer deyişle post-paid ya da pre-paid telefon hattı ile ödeme yapmalarını sağlayan bir sistemdir. Özellikle Turkcell’in geliştirdiği Mobil İmza ile Türkiye’deki bankalar, internet şube güvenliğinde dünya ortalamasının hizmet sunulmasında büyük rol oynamaktadır. Mobil İmza, işlemleri elektronik ortamlarda kolayca kimlik kanıtlanabilmesini sağlayan bir servistir. Bir diğer deyişle, Turkcell Mobil İmza, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nda tarif edilen ve Islak İmza ile aynı sonucu doğuran Elektronik İmza'nın, Turkcell sim kartları kullanılarak atılmasını sağlayan bir servistir.
Elektronik imza bazı ülkelerde başarılı bir şekilde uygulamaya geçirilirken bazı ülkelerde yaygınlaştırılamamıştır. Elektronik imzanın yaygınlaşmasının önündeki en önemli engellerin başında elektronik sertifika fiyatlarının yüksek olması gelmektedir. Bu durum, özünde maliyetli bir teknoloji olan açık anahtar altyapısının beklenen bir sonucu olmakla birlikte, ortalama son kullanıcı tarafından, sertifikaların, getireceği faydalara kıyasla pahalı olarak değerlendirilmesine yol açmaktadır. Bu nedenle ücretlerin düşürülmesi yönünde kamu ve özel sektörden ilgili taraflar bir araya gelerek çalışmalar yapmalıdır. Telekominikasyon Kurumunun yayınladığı makaleye göre [1];
Danimarka: E-imza Kanunu 2000 yılında yürürlüğe girmiştir. Danimarka Bilgi Teknolojileri ve Telekom Otoritesi tarafından yapılan açıklamaya göre Mayıs 2005 itibariyle, 350,000 adetten fazla sayısal imza dağıtılmış durumdadır ve 5,5 milyonluk bir nüfusa sahip olan ülkede hedef 2007 yılı itibariyle 1.3 milyon sayısal imzaya ulaşmaktır.
İngiltere: E-imza Kanunu 2002 yılında yürürlüğe girmiştir. En fazla gerçekleştirilen ticari elektronik işlem tipi bireysel elektronik bankacılıktır ve bu alanda şifreleme teknikleri kullanılmaktadır. İşlemlerin sertifika tabanlı kimlik doğrulama yöntemleri ya da güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile güvenli şekilde yapılmasına çok az ihtiyaç duyulmaktadır. Elektronik imzaların yaygınlaşmasını engelleyen başlıca sebep talep eksikliğidir. Vodafone’nun altyapısını sunduğu GlobalSign’ın ihtiyaç duyulan sertifikaları sağladığı ve G&D’nin SIM kartlarının kullanıldığı ortak bir projede me-imza hizmeti verilmektedir [2].
Almanya: E-imza Kanunu 2000 yılında yürürlüğe girmiştir. Nitelikli imza için talep hala düşüktür. Bu durumun sebeplerinden birisi, vatandaşların kendi arasındaki, vatandaş ile şirketler arasındaki ve şirketlerin kendi arasındaki bir çok işlemin kanunlara göre ıslak imza gerektirmemesidir. Dolayısıyla, nitelikli imzadan daha kolay ve ucuz olan çözümler kullanılır. Örneğin, bir çok banka işlemi nitelikli imza yerine şifreler ile yapılmaktadır. Almanya’nın en büyük 4 bankası olan Commerzbank, Deutsche Bank, Dresdner Bank ve HypoVereinsbank birlikte işleyebilme kapasitesi olan bir mobil imzanın tanıtılması konusunda 2001 yılında işbirliği yaparak MoSign pojesini başlatmışlardır [2].
İspanya: E-imza Kanunu 2003 yılında yürürlüğe girmiştir. Kamu sektöründe e-imza kullanımını teşvik etmek için vergi iade işlemlerinde olduğu gibi bazı başarılı girişimler olduysa da, e-imza diğer sektörlerde yaygınlaşmamıştır.
2007 yılının başlarında Bank of America ve Citibank mobil uygulamasına büyük bütçelerle başlayan ve ses getiren ilk iki banka olmuştur. Sonrasında ise Wachovia, Washington Mutual, Wells Fargo, ve ING Direct takip eden bankalar arasında yer almaktadır. Lloyds TSB müşterileri, banka hesaplarını cep telefonlarını kullanarak SMS yoluyla kontrol edebilmektedirler. Bunun yanı sıra talep üzerine banka hesapları belli bir limitin altına düştüğünde uyarı mesajı gönderilebiliyor. MasterCard ise Money Send adı verilen bir servisle müşterilerinin mobil uygulamalar, internet ve SMS yoluyla fon alış satışı işlemlerini yapabilmelerine olanak sağlıyor. Bu servis Tayland, Singapur, Filipinler, Amerika da aralarında olmak üzere 17 farklı ülkede hali hazırda kullanılmaktadır. Visa ise tüketicilere cep telefonlarının arkalarına bir sticker yapıştırmak kaydıyla birer kredi kartı gibi kullanabilme fırsatı veriyor. Nur Öztin Kurak’ın da belirttiği gibi Visa Europe son üç yılda Visa payWave temassız kart teknolojisinin geliştirilip uygulanması için 10 milyon Avro’nun üzerinde yatırım yapmıştır. İngiltere’de Barclaycard, Deloitte LLP ve EMUE Technology ile birlikte Barclaycard Kurumsal Visa kartı kullanıcıları için pilot bir çalışma başlatılmıştır. Üç ay süren ve 500 kişinin kullandığı bu yenilikçi kart çalışması, Deloitte çalışanlarının özel bir sanal ağ (Virtual Private Network) üzerinden kendi şirketlerinin BHT sistemine erişim sağlamaktadır. Kartın üzerinde bulunan LCD ekran ve mini klavye sayesinde tüketiciler PIN numaralarını girerek tek kullanımlık şifre oluşturabiliyorlar. Bu şifre daha sonra Deloitte sistemince onaylanıyor. Buna ek olarak, Barclaycard çalışanları ayrı bir güvenlik kartı taşımak zorunda kalmıyorlar. Bir diğer uygulama ise Londra’da toplu taşım araçları için ortak bir elektronik kart olarak geliştiren Oyster Card. Barclaycard işbirliğiyle düşük limitli harcamalar cep telefonlarına taşınıyor. Bu sistem sayesinde bireylerin yanlarında nakit taşıma sıkıntıları sona ereceği öngörülmektedir. Üstelik cep telefonları sadece kredi kartı görevi görmekle kalmayıp yapılan her harcamayı kayıt altına alabilecek. Cep telefonunun kaybolması ya da çalınması durumunda ise uzaktan kontrol sistemiyle immobile hale getirilebilecek. Visa işbirliğiyle kartın şüpheli kullanımlarında müşteriye SMS gönderimi yapılarak bilgilendirme yapılabilecek. İspanya’da gerçekleştirilen Dünya GSM Kongresi’nde Visa Europe ve Visa Inc.’in mobil finansal hizmetlerin dünya çapındaki dağıtımı için Dünya GSM Birliği (GSMA) ile yapacağı işbirliğini de duyuruldu. GSMA tarafından mobil para transfer uygulamalarının dünya tedarikçisi olarak belirlenen Visa’nın, bugün Avrupa, Ortadoğu ve Asya’ya yayılmış 14 ülkede, para transferi hizmeti sağlayan birçok aktif programı bulunmaktadır. Deustche Bank, Uluslararası işlemler bankacılığı departmanı tarafından yapılan açıklamaya göre ise 80 ülkedeki müşterilerine mobil ödeme servisi verilecek. Müşterilerine, ülkeler arası ilk kez mobil para transferi, güvenli mobil ödeme gibi uygulamalar sunan banka olma özelliğini taşımaktadır. Orange, Telefonica Moviles, T-Mobile, ve Vodafone işbirliğiyle 2003 yılında kurulan Simpay, 2004 itibariyle Amerika’daki tüm operatörlerde uygulanabilmektedir. Wap yoluyla uygulanan sistem tüketicinin istediği ürünü seçmesi ve satın alması ile birlikte ne tür bir ödeme yapmak istediği sorulmaktadır. Tüketici Simpay seçeneğini seçerse, operatör tüketicinin cep telefonuna onay almak üzere bilgilendirme mesajı gönderir. Ücretlendirme ise cep telefonu faturası üzerinden yapılır. MasterCard PayPass ise 2003 yılında JPMorgan Chase, MBNA, ve Citi Bank işbirliği ile McDonald’s, Chevron, and Loews Universal, Cineplex gibi 60 farklı noktada kullanılmaya başlanmıştır [4].
Türkiye’de ise Garanti Bankası ve İş Bankası öncülüğünde Ekim 2007 itibari ile sektörde hareketlenmeler hızlanmıştır. Bunun yanı sıra Finansbank internet bankacılığı hizmetlerine bir yenisini daha ekleyerek, iPhone'a özel ilk Türkçe finansal uygulamayı tüketicinin hizmetine sunmuştur. Bu uygulamayı kullanarak tüketiciler Yapı Kredi'nin sunduğu İMKB verilerine erişim, hisse senetlerini takip, finansal hesaplama araçlarını kullanabilme ve finans dünyasındaki son gelişmeleri takip edebilme imkânı gibi birçok finansal hizmete 7 gün 24 saat boyunca kolayca erişebileceklerdir. Bunun yanı sıra tek bir tıklamayla Yapı Kredi müşteri hizmetlerine ulaşabilme imkanı sağlanmıştır. Yine Yapı Kredi Bankasının uyguladığı bir diğer hizmet ise “Akıllı Asistan”dır. Bu hizmet sayesinde hesaplar, kredi kartları, yatırım ürünleri, ödeme talimatları, krediler ve diğer ürünler ile ilgili SMS ya da e-posta aracılığı ile hatırlatma veya bilgilendirme almak üzere tanımlama yapılabilir, görüntülenebilir ve talimat iptal edilebilir. Türkiye İş Bankası ise İŞCep adlı sistemiyle biraz daha farklı bir uygulamayla tüketiciye hizmet veriyor. Cep telefonlarında WAP veya GPRS özelliği bulunan ya da bulunmayan her hangi bir cep telefonu ile bağlantı ücreti ödemeden telefon hafızasına yüklenen Java tabanlı bir uygulama yükleyerek işlem yapılabilmektedir. Wap-push ile mobil cihaza bağlantı gönderilmekte ve müşteri tarafından uygulama indirilmektedir. Sağlanan hizmetler arasında hisse senedi alım-satım, havale-EFT, hesap bakiyeleri ve yakın tarihli ödemelerin SMS ile cep telefonuna gönderilmesi sayılabilir. Akbank ise WAP uygulamaları ve cep Şubesi dışında SMS şubesi adı altında üyelik ile SMSAjan, SMSCüzdan, SMSEkstre ve SMSHesap gibi hizmetler sunmaktadır. Türkiye’de geliştilirilen bir diğer uygulama ise vatandaş kimlik numaralarının ve kredi bilgilerinin ortak veri tabanında toplanmasıdır ki bu uygulama ile birlikte mobil pazarlamada etkin olarak kullanılan SMS servisleri yoluyla kredi kartı ve kredi başvuruları bankaların en çok rağbet gösterdikleri önemli bir kanal halini almıştır. Sonrasında ise büyüyen talep ile birlikte bankacılık sektörü yeni ürün arayışına girdi. Bununla paralel olarak hızla gelişen teknoloji Java’yı ve sonrasında da iPhone’u tüketicinin hayatına taşıdı.
Ülkemizde ise elektronik imza uygulamaların başlatılması, farkındalık yaratılması, kamuoyunun konuya dikkatinin çekilerek bilgilendirilmesi ve elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının tanıtılması amacıyla Telekomünikasyon Kurumu tarafından 18.07.2005 tarihinde bir tören düzenlenmiştir [1]. Juniper tarafından hazırlanan rapora göre, tüketiciler her geçen gün bankacılık işlemlerini mobil cihazlardan yapmayı tercih ediyor. Tüm dünya geneline bakılacak olursa üç yıl içerisinde mobil bankacılık hizmetlerinin 150 milyon tüketicinin yararlanacağı öngörülmektedir.

REFERANSLAR
(1) Dr. Tayfun Acarer, Doç. Dr. Mustafa Alkan, Sezen Yeşil, E-imza Uygulamalarında AB ve Türkiye’de Mevcut Durum ve Öneriler, Telekominikasyon Kurumu.
(2) Şeref SAĞIROĞLU, Demet KABASAKAL, Mustafa ALKAN; Mobil Elektronik İmza, Altyapısı ve Türkiye.
(3) Mobile Marketing Association, Mobile Banking Overview, Jan 2009.
(4) Sunil G. Dewan, Mobile Payment Adoption in the US: A Cross-Industry Cross-Platform Solution.
(5) Stamatis Karnouskos and András Vilmos, The European Perspective on Mobile Payments.
(6) Lei-da Chen, A model of consumer acceptance of mobile payment, Int. J. Mobile Communications, Vol. 6, No. 1, 2008.
(7) Gladsy Priso, Mobile Payments: What Can We Learn From the Past, Int. J. Mobile Communications, Vol. 6, No. 1, 2008.


Türkiye'de Internetin Gelecegi

Aytaç Mestçi’nin Türkiye İnternet Raporu’ndan alınan verilere göre hala gelişimini sürdürmekte olan Türkiye, 75 milyondan fazla nüfusunun 16 milyonu internet kullanıcısı olmakla birlikte %21,1 penetrasyon oranına sahiptir. Advertising Bureau (IAB) Türkiye Başkanı Levent Erden Türkiye'de 25 milyon tekil internet kullanıcısının olduğunu belirtmiştir. “Medya Fütüristi” ve Yazar Gerd Leonhard’a göre ise “Türkiye, bir kişinin internette geçirdiği süre bakımından zirvede. Her bir tekil kullanıcı, ayda 32 saatini internette geçiriyor.” Üstelik kullanıcılar sadece bilgisayarlardan değil, mobil cihazlar kullanarak internetten faydalanıyorlar. Ipsos KMG tarafından yapılan bir diğer araştırmaya göre ise 20,2 milyon kişinin yaklaşık 18 milyonu haftada en az bir defa internete giriyor ve Türkiye’de internet kullanım oranı %36,9. Öte yandan internet penetrasyonunun diğer ülkelere oranla daha düşük olduğu Türkiye’de talebin artmasını engelleyen bir takım engeller mevcut. Bunlardan bir kaçını sıralamak gerekirse; cihaz kalitesi, veri bağlantı ücretlerinin yüksek olması sayılabilir. 2009 yılının sonuna doğru yeni cihazların markete girmesi ve veri transfer ücretlerinin azalması ile mobil servislerde bir büyüme olması beklenmektedir.


Üstelik internette var olan kitle sadece gezinmiyor; araştırma yapıyor, iletişim kuruyor, tartışmalara katılıyor, gazete okuyor, film izliyor, müzik dinliyor, e-postalarını kontrol ediyor, bilgi edinmek için kullanıyor. Kısacası internet kullananan bireyler her geçen gün globalleşerek dünya insanı haline geliyor. Ipsos KMG tarafından yapılan araştırmaya göre düzenli internet kullanıcılarının yani haftada bir ya da daha fazla internete giren bireylerin %91’i “internette çeşitli konularda bilgi edinmek amaçlı araştırma” yapıyor. Buna göre, haftada en az bir kere internete girenlerin %12,6’sı haftada bir saat ya da daha az internete girerken üçte biri (%32) haftada 10 saat ya da daha fazla internete giriyor. Bu noktada ise bilgiye ulaşmak için gezinilen sitelerin ve arama motorlarının pazarlamacılar için önemi oldukça büyüktür.

Finansal krizin etkilemediği bir sektör olduğunu söylemek oldukça zor. Örneğin Fransız reklamcılık şirketi Publicis Groupe’nin birimi olan ZenithOptimedia, yıllık bazda reklam harcamalarının bu yıl yüzde 6,9 düşerek 453 milyar dolar olmasını bekliyor. Küresel reklam harcamaları içinde sadece internet reklamlarının bu yıl yüzde 8,6 artarak 54,3 milyar dolara ulaşması öngörülürken büyümenin geçen yıla nispeten yavaşlaması öngörülüyor. Özellikle son 10 yılda genişbant teknolojisinin gelişimiyle, internet reklamcılığı, en çok tercih edilen reklam mecralarından biri haline geldi. Bunun en önemli nedeni, internet reklamlarının verimliliğinin kolaylıkla ölçümlenebilmesidir. Hangi websitesine, bannera kaç tekil bireyin girdiğini, tıkladığını, incelediğini, ne kadar süreyle websitesinde kaldığını ölçmek oldukça büyük bir avantaj sağlamaktadır. Özellikle kriz ortamlarında markaların bütçelerinden ilk feragat edilen sektör olan reklam ve pazarlamada, bu çok daha önemli bir avantaj haline geliyor. Türkiye Reklamcılar Derneği’nin açıkladığı rakamlara göre, internet reklamcılığı, 2008’in ilk yarısında, bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 128’lik bir büyüme gösterdi. Aynı dönemde, reklam sektörünün büyüme oranı ise yalnızca yüzde 20. Pazar araştırma şirketi IDC’nin yapmış olduğu araştırmaya göre ise, 2011’de, dünyada internet reklamcılığı pazarının yüzde 13,6’lık payla, 106,6 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Peki yurt dışından Türkiye nasıl bir pazar olarak algılanıyor? Yabancı yatırımcılar gelmeye devam edecek mi? Gelişen internet ekonomisi göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye Internet pazarı oldukça büyük bir potansiyel olarak görülmektedir. Üstelik tüm dünyada bilişim teknolojilerine yapılan yatırımlar her geçen gün artmaktadır. Türkiye'de yaklaşık 350 milyon dolarlık alışveriş internet üzerinden yapılıyor. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) rakamlarına göre kartlı yapılan harcamalar 7 milyar YTL civarında iken elektronik ticaret konusunda Garanti Bankası 1 milyar YTL tahmininde bulunuyor. Online mağazaların toplam cirosu ise mağazaların kendi beyanına göre toplam 300-350 milyon dolar civarında. Kesin bir rakam olmamakla birlikte Türkiye’de 2007 senesinden itibaren websitelerinin el değiştirmeye başlamaları ile (özellikle gittigidiyor.com’un e-bay tarafından satın alınması) birlikte, özellikle yabancı yatırımcının dikkatini yoğunlaştırmasına sebep olmuştur. Ancak Türkiye’de üzerinde çalışmların devam edilmesine rağmen hala bir takım teknik ve hukuki eksiklikler vardır ve bunların giderilmesi sektörün gelişmesine, yatırımın artmasına önayak olacaktır.

Sektörün ilerlemesi ve büyümesine en büyük engellerden bir tanesi uygulanan sansürler. Ülkemizde 5651 nolu yasa ve konuyla ilgili diğer yasalara dayanarak youtube, wordpress, geocities, alibaba gibi bir çok web sitelerine erişim sıksık kapatılmaktadır. Söz konusu yasaklamalar, reklam sektörünün büyümesini negatif yönde etkilemeye başlamıştır. Herşeyden önce bu tip sansürler ve yasaklamalar internet kullanıcılarının yani tekil bireylerin ve markaların tekil bireylerle iletişimlerinde aksamaya sebep olurlar. Bu iletişim eksikliğinin ise sektörün büyümesine, yabancı yatırımcıyı kaçıracağı kısacası negatif yönde etkileyeceği aşikardır. Bu nedenle yasaklanan ya da sansürlenen içeriklerin titizlikle incelenmesi gerekmektedir. Örneğin youtube.com bir video paylaşım sitesidir ve burada sadece eğlence amaçlı değil öğretici bilgilendirici videolar da paylaşılmaktadır. Temiz internet yaratmak amacıyla yola çıkarken internet kullanıcılarının demokratik haklarını ellerinden almamak gerekir.

Sadece olumsuz şeyler olmuyor elbette. Mesela ölçümleme başlıyor gelecek günlerde ve etkisi oldukça büyük olacak. Interactive Advertising Bureau (IAB) Türkiye Platformu internetin ölçümü için başlattığı çalışmaları Aralık 2008 itibari ile sonuçlandırmıştır. IAB’nin öncelikli hedefi büyük bir hızla büyüyen interaktif reklamcılığının gerçek değerini ortaya çıkartmaktır. IAB Türkiye Başkanı Levent Erden Ölçümleme çalışmalarıyla yaklaşık 26 milyon internet kullanıcısının tercihlerini izlemenin mümkün kılınacağını, web sitelerinin trafik bilgileri ve internet kullanıcılarının davranışları izlenebileceğini belirtmiştir.

Sonuç olarak bakacak olursak 2010 internet reklamcılık ve pazarlaması için gelişen teknoloji kullanımı internetin yanında özellikle mobil pazarlama da etkin olmaya başlıyor. Artık tüketiciye yönelik yapılan kampanyaların çoğu, daha odaklı olabildikleri için cep telefonları üzerinden yapılıyor ve bu gün geçtikçe daha da artacaktır. Bunun sebeplerinden biri ROI ölçümlemesi yapılmasını mümkün kılmasıdır. Kısacası Türkiye’de özellikle internet ve mobil reklamcılığın önü oldukça açık. Üstelik reklam pastasında da internet reklamcılığına ayrılan pay giderek büyüyor. Bu konuda en ileride olan ülke İngiltere, yüzde 20’sini, Amerika’da yüzde 15, Avrupa’da yüzde10’un üzerinde. Türkiye’de ise bu rakam yüzde 2’lerde, 3’lerde. Google Pazarlama Direktörü Mustafa İçil internetin firmalar açısından tüketicilere ulaşmak için en etkin yol olduğunu ve eskiden tek yönlü kullanılırken günümüzde kullanıcıların ve tüketicilerin de katılımıyla iletişim çift yönlü hale geldiğini belirtirken önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde Türkiye’de bu sayının yüzde 10’u bulacağını söylüyor.

NOT: Ekstra Sayısal Veriler
PricewaterhouseCoopers, 10 Haziran 2009'da IAB Avrupa’ya yapılan AdEx (Reklam Harcamaları) Raporundan "Avrupa İnternet Reklam Sektörü" üzerine bilgilere göre:
• Reklam formatları arasında % 43 ile başı search (arama) çekti.
• 2008’de en fazla büyüyen İnternet reklam formatı, % 43’lük pay ile arama oldu.
• İnternet reklam harcamları, reklam sektörünün tamamen düşüşe geçen diğer mecralarının aksine, bir önceki yıla göre % 20 arttı.
• 19 IAB Avrupa Üyesi Ülkenin 2008 yılı Toplam Reklam Harcaması: 12.9 Milyar €
• Arama formatında 2 Milyar 41 Milyon € ile İngiltere, display’de 956 € ile Almanya, seri ilanda 776 milyon € ile Fransa Avrupa’nın birinci ülkeleri oldular.
• Bununla birlikte Türkiye, yakaladığı % 33 büyüme ile 5. en hızlı büyüyen ülke oldu.
• 2008 yılında İnternet reklam harcaması en yüksek 6 ülke (İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya) Avrupa toplam reklam harcamasının % 81’ini oluşturdular.
• 14. sıradaki Türkiye, 2007’deki 98 Milyon €’luk Çevrim içi Reklam Harcamasını 131 Milyon €’ya çıkardı.
• Bununla birlikte Türkiye, yakaladığı % 33 büyüme ile 5. en hızlı büyüyen ülke oldu.

REFERANSLAR
• Aytaç Mestçi, Türkiye İnternet Raporu, 2007.
• Ipsos KMG İnternet Kullanım Alışkanlıkları Raporu, Mayıs 2009.
• Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sayısal Uçurum ve Bilgi Toplumuna Doğru Temiz İnternet.
• http://www.rvd.org.tr/CatDetails.aspx?CatId=39&Id=139
• http://www.deloitte.com/dtt/press_release/0,1014,cid%253D270754,00.html
• http://www.tid.org.tr
•http://www.turktelekom.com.tr/tt/portal/YatirimciIliskileri/Hakkimizda/Turkiye-Telekomunikasyon-Sektoru
-Türkiye’de kullanılmakta olan 3G teknolojisinin kullanımı konusundaki gelişmelerin değerlendirilmesi
Bugünkü mobil teknolojilerinden farklı olarak bant genişliğinden faydalanarak ses, görüntü, internet ve multimedya uygulamalarını mobil alana taşıyan yeni nesil iletişim teknolojisi olarak tanımlanabilir. 3G teknolojisinin lansmanı ile birlikte oldukça yoğun bir taleple karşılaşıldı ve aslında bu Türk insanın teknolojiye ne kadar yakın ve adapte olabileceğinin işaretidir. Şu sıralar çoğunlukla tekil bireylerin kullanımı olsa da ilerleyen günlerde markaların da bu konuda projeleri olduğunu ve olacağını söylemek mümkün çünkü 3G sadece bireylerin değil markaların da hayatlarında büyük değişimlere sebep olacaktır. 3G ile hayatlarımıza iki farklı yenilik giriyor aslında bunların ilki yüksek hızda internet bir başka deyişle kablosuz veri transferi. İkincisi ise detaylı lokasyon belirleyebilme kabiliyeti. Sunulan hizmetlerin arasında mobil video konferans, haritalama, foto blog, içerik paylaşımı, video streaming, görüntülü konuşma, mobil video izleme, lokasyon bazlı pazarlama servisleri gibi uygulamalar sıralanabilir. Herşeyden önce hızlı bilgi erişimi ve paylaşım özelliğiyle iş süreçleri hızlanacak, maliyetler düşecek ve şüphesiz markaların etkinlikleri artacak, yeni istihdamlar oluşacaktır. Lokasyon bazlı pazarlama tekniği kullanarak hedeflenen kitleye ulaşmak çok daha isabetli ve kolay olacaktır. Bunun mümkün olabilmesi için markaların 3G’ye adapte olabilmeleri ve uygulamaya geçirmeleri gerekmektedir.

-3G teknolojilerinden hangi sektörler nasıl yararlanabilir? Bu teknolojiler kurumlara ne tür avantajlar sağlayacaklar?
3G, kurumların iş yapma biçimlerinde önemli değişiklik ve yeniliklere yol açacak. Özellikle web tabanlı olarak başarı gösteren kurumsal servislerin tamamının çok hızlı bir şekilde mobil platforma taşınacağını öngörüyoruz. Ardından mobile özgü olarak, lokasyon belirleme, sürekli online olma, mekan bağımsızlığı avantajlarını çok iyi kullanan mobil servislerin olgunlaşması kaçınılmaz. Dünyada en hızlı büyüyen sektörlerden biri mobil pazarlamadır. Özellikle kriz ortamlarında reklam harcamaları kesilirken hesaplı çözümler sunan mobil pazarlama harcamalarının artttığı gözlemlenirken 3G teknolojisi, mobil pazarlamanın yaygınlaşmasında itici güç haline gelecektir. Video IVR, Mobil TV gibi yoğun görsellik taşıyan ürünlerin de pazara girmesiyle mobil reklam alanında büyük gelişme görülecektir. Bunlara bağlı olarak mobil reklamcılığın yeni sistem düzeniyle yükselişe geçeceğini söyleyebiliriz. Özellikle bankaların ve hastanelerin görüntülü çağrı merkezi hizmetlerine büyük ilgi göstermesi bekleniyor. Bunun yanı sıra güvenlik şirketlerinin mobil kameralar sayesinde bu uygulamalardan yoğun olarak faydalanacağını öngörüyoruz. 3G’nin bunlarla sınırlı kalmayarak sıralanabilecek bir çok özelliği bulunmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi aslında bu yepyeni bir çağ olarak nitelendirilebilir, sınırsız bilgi erişim ve paylaşım söz konusu. Uzaktan çalışma avantajı sağlayarak, yer ve zaman kavramını ortadan kaldıran 3G teknolojisi sayesinde çalışan insanların mobil cihazlar vasitasıyla ofise bağlılığını ortadan kaldırıyor. Kısacası çok daha yoğun ve kaliteli bir iletişim düzeni oluşacak, akıllı telefonların yeteneklerinin de giderek artmasıyla özellikle satış ekiplerinde çok daha etkin süreçler başlayacak.

-3G teknolojilerine kurumların yaklaşımları nasıl?
3G’ye yoğun ilgi gösteren sektörlerin başında özellikle bankalar, finans sektörü ve bunları takiben otomotiv, turizm, güvenlik eğitim, sağlık, dağıtım, perakende, tedarik sektörü ve belediyeler, yani kamu sektörü olacağını öngörüyoruz. Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Cebit fuarında 3G uyumlu cep telefonları sergilendi. 3,5 milyon 3G abanesi olmasına rağmen bir çoğunun bilmediği servisler ve özellikler var. Sunulan hizmetlerden görüntülü görüşme sadece bir başlangıç noktası. Kurumsal yaşamı farklılaştırmak için markaların önünde sonsuz bir bilgi platformu açılmış oldu.

-Kurumsal alanda 3G kullanımının yaygınlaştırılması için neler yapılmalı?
Her teknolojinin bir adaptasyon süreci olduğu gibi 3G teknolojisi için de aynı ön kural geçerlidir aslında. Bu sürece rağmen bireysel katılımın oldukça yüksek olduğunu söylemek mümkün. Kayıtlı veri tabanında şu an 3,5 milyon tekil 3G kullanıcısı bulunuyor. Kullanım alanları ve kolaylıkları zamanla benimsenecek ve anlaşılacaktır. Bu zaman faktörünün dışında ise elbette güçlü bir alt yapı oluşturabilrmek için büyük yatırım gerekmektedir. Başta Turkcell olmak üzere Vodafone, Avea gibi operatörlerin bu konuda üstün rekabet ve çaba gösterdiği yadsınamaz bir gerçek. Ürün ve kampanya çeşitliliği ile doğru orantılı olarak 3G kullanım alanı ve bilinirliği artacak, adaptasyon süreci hızlanacaktır.

-3G için geliştirilecek kurumsal uygulamalarda operatörlerin ve geliştirici şirketlerin pozisyonları ne olacak? Ne gibi destek ve iş ortaklığı modelleri oluşacak?
Türkiye’de Turkcell’in bu konuda yoğun çalışmaları olduğunu biliyoruz. Ortada büyük bir yatırım, yaratılan bir istihdam var. Diğer operatörlere de aynı şekilde büyük sorumluluk düşmektedir. Özellikle Vodafone, yurtdışındaki bağlantılarını ve tecrübelerini ülkeye çekmeli ve doğru şekilde kullanmalıdır. Mobil iletişim ve PC üzerinden iletişimi entegre eden Vodafone Messenger PC hizmeti, Ocak 2008’de Vodafone tarafından Almanya’da pazara sunulmuştur. Vodafone Almanya tarafından CeBIT 2009’da tanıtılan Mobile IP Centrex hizmeti, çalışanların dışarıdayken bile ofis numaralarından ulaşılabilmesini sağlamaktadır. Temmuz 2007’de Yunanistan’da rekabetçi fiyatlarda Mobil, Coğrafi numara ve ADSL’yi içeren bir toplu iletişim paketini pazara sundu. Vodafone Hollanda, 2007 yılında Entegre Kurumsal İletişim Hizmetlerini (Business Unified Communications) test etti ve 2008 yılı sonlarında, Vodafone, kurumsal müşterilerine PBX trunking hizmetleri sunmaya başladı. VF Portekiz tarafından 2007 yılında pazara sunulan Vodafone Webphone bir Bilgisayarı cep telefonuna dönüştürmektedir. Vodafone Romanya, Mayıs 2007’de kurumsal müşterilere tahsis edilmiş sabit ses numaraları ile sabit ses hizmetlerini başlattı. Vodafone Almanya (Arcor), IPTV hizmetleri sunmakta olup bu tür hizmetler konusunda Vodafone’un global uzmanlık merkezidir. Kısacası ortada varolan bir rekabet söz konusu ki bu da kullanıcılar için çeşitlilik ve farkındalık yaratıyor. Bunun yanı sıra oluşacak marka işbirlikleri de 3G’nin yaygınlaşmasında büyük rol oynayacak ve sektörler arasında yakınsama yaratacaktır. Çünkü bu sadece telekom operatörlerinin ilgi alanına giren bir teknoloji değildir. Katma değer servis sağlayıcıları, içerik sağlayıcıları, servis sağlayıcıları, parekendeciler ve sanal şebekeler gibi daha birçok oyuncu vardır 3G pazarında. Örneğin mobil ticaretin artmasıyla birlikte para transferleriyle alınacak komisyonlar doğru orantılı olarak artacak ve telekom operatörleri bankacılık sektörüyle işbirliğine girecektir. Uygulamalı örneği ise mobil ödeme dediğimiz tüketicilerin satın almak istedikleri bir ürünü cep telefonlarını kredi kartı gibi kullanması bir diğer deyişle post-paid ya da pre-paid telefon hattı ile ödeme yapmalarını sağlayan bir sistem. Özellikle Turkcell’in geliştirdiği Mobil İmza ile Türkiye’deki bankalar, internet şube güvenliğinde dünya ortalamasının hizmet sunulmasında büyük rol oynamaktadır. Mobil İmza, işlemleri elektronik ortamlarda kolayca kimlik kanıtlanabilmesini sağlayan bir servistir. Bir diğer deyişle, Turkcell Mobil İmza, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nda tarif edilen ve Islak İmza ile aynı sonucu doğuran Elektronik İmza'nın, Turkcell sim kartları kullanılarak atılmasını sağlayan bir servistir.

-Dünyada 3G teknolojileri kurumsal alanda nasıl kullanılıyor?
3G teknolojisi Kuzey Amerika’nın büyük bir bölümünde, Güney Afrika’nın bazı bölgelerinde, Kıbrıs’ta, Ermenistan, İsrail, Singapur, Malezya, Filipinler, Tayvan, Japonya ve Avusturalya’da aktif olarak kullanılıyor. İlk olarak Avrupa’da uygulamaya girmesine rağmen, 3G en çok Japonya ve takiben ABD’de kullanılmaktadır. UMTS Forum’un “Geleceğin Mobil Pazarı” adlı raporuna göre dünyadaki mobil kullanıcı sayısı 2000’de 426 milyon iken, 2010 yılında 1,7 milyar dolaylarında olacağı öngörülürken, mobil terminal pazar büyüklüğünün 11-23 milyar euro dolaylarında olması beklenmektedir. Ülkelerin tecrübeleri burada devreye girer. Örneğin ilk 3G tecrübe yaşayan ve Ekim 2001’de FOMA adıyla Japonya’da kurulan firması Mart 2002’ye kadar 150,000 abone hedeflemişken ulaşabildiği rakam sadece 114,500 olmuştur. Mobil internet servisi oldukça başarılı olan Japonya (i-mode), teknolojinin yanı sıra güvenirlik, basit faturalama yöntemleri ve içerik gibi etkenlerin de önemini vurgulamaktadır. Bir diğer örnek ise mobil bankacılık sektöründen verilebilir. 2007 yılının başlarında Bank of America ve Citibank mobil uygulamasına büyük bütçelerle başlayan ve ses getiren ilk iki banka olmuştur. Sonrasında ise Wachovia, Washington Mutual, Wells Fargo, ve ING Direct takip eden bankalar arasında yer almaktadır. Lloyds TSB müşterileri, banka hesaplarını cep telefonlarını kullanarak SMS yoluyla kontrol edebilmektedirler. Bunun yanı sıra talep üzerine banka hesapları belli bir limitin altına düştüğünde uyarı mesajı gönderilebiliyor. MasterCard ise Money Send adı verilen bir servisle müşterilerinin mobil uygulamalar, internet ve SMS yoluyla fon alış satışı işlemlerini yapabilmelerine olanak sağlıyor. Bu servis Tayland, Singapur, Filipinler, Amerika da aralarında olmak üzere 17 farklı ülkede hali hazırda kullanılmaktadır. Visa ise tüketicilere cep telefonlarının arkalarına bir sticker yapıştırmak kaydıyla birer kredi kartı gibi kullanabilme fırsatı veriyor. Nur Öztin Kurak’ın da belirttiği gibi Visa Europe son üç yılda Visa payWave temassız kart teknolojisinin geliştirilip uygulanması için 10 milyon Avro’nun üzerinde yatırım yapmıştır. İngiltere’de Barclaycard, Deloitte LLP ve EMUE Technology ile birlikte Barclaycard Kurumsal Visa kartı kullanıcıları için pilot bir çalışma başlatılmıştır. Üç ay süren ve 500 kişinin kullandığı bu yenilikçi kart çalışması, Deloitte çalışanlarının özel bir sanal ağ (Virtual Private Network) üzerinden kendi şirketlerinin BHT sistemine erişim sağlamaktadır. Kartın üzerinde bulunan LCD ekran ve mini klavye sayesinde tüketiciler PIN numaralarını girerek tek kullanımlık şifre oluşturabiliyorlar. Bu şifre daha sonra Deloitte sistemince onaylanıyor. Buna ek olarak, Barclaycard çalışanları ayrı bir güvenlik kartı taşımak zorunda kalmıyorlar. Bir diğer uygulama ise Londra’da toplu taşım araçları için ortak bir elektronik kart olarak geliştiren Oyster Card. Barclaycard işbirliğiyle düşük limitli harcamalar cep telefonlarına taşınıyor. Bu sistem sayesinde bireylerin yanlarında nakit taşıma sıkıntıları sona ereceği öngörülmektedir. Üstelik cep telefonları sadece kredi kartı görevi görmekle kalmayıp yapılan her harcamayı kayıt altına alabilecek. Cep telefonunun kaybolması ya da çalınması durumunda ise uzaktan kontrol sistemiyle immobile hale getirilebilecek. Visa işbirliğiyle kartın şüpheli kullanımlarında müşteriye SMS gönderimi yapılarak bilgilendirme yapılabilecek. İspanya’da gerçekleştirilen Dünya GSM Kongresi’nde Visa Europe ve Visa Inc.’in mobil finansal hizmetlerin dünya çapındaki dağıtımı için Dünya GSM Birliği (GSMA) ile yapacağı işbirliğini de duyuruldu. GSMA tarafından mobil para transfer uygulamalarının dünya tedarikçisi olarak belirlenen Visa’nın, bugün Avrupa, Ortadoğu ve Asya’ya yayılmış 14 ülkede, para transferi hizmeti sağlayan birçok aktif programı bulunmaktadır. Deustche Bank, Uluslararası işlemler bankacılığı departmanı tarafından yapılan açıklamaya göre ise 80 ülkedeki müşterilerine mobil ödeme servisi verilecek. Müşterilerine, ülkeler arası ilk kez mobil para transferi, güvenli mobil ödeme gibi uygulamalar sunan banka olma özelliğini taşımaktadır. Orange, Telefonica Moviles, T-Mobile, ve Vodafone işbirliğiyle 2003 yılında kurulan Simpay, 2004 itibariyle Amerika’daki tüm operatörlerde uygulanabilmektedir. Wap yoluyla uygulanan sistem tüketicinin istediği ürünü seçmesi ve satın alması ile birlikte ne tür bir ödeme yapmak istediği sorulmaktadır. Tüketici Simpay seçeneğini seçerse, operatör tüketicinin cep telefonuna onay almak üzere bilgilendirme mesajı gönderir. Ücretlendirme ise cep telefonu faturası üzerinden yapılır. MasterCard PayPass ise 2003 yılında JPMorgan Chase, MBNA, ve Citi Bank işbirliği ile McDonald’s, Chevron, and Loews Universal, Cineplex gibi 60 farklı noktada kullanılmaya başlanmıştır. 3G ile geç tanışan Türkiye ise %28,7 dolaylarında GSM penatrasyonu ile Avrupa ile karşılaştırılacak olursa oldukça büyük bir büyüme potansiyeline sahiptir.

Fashion is a religion, this is the Bible

Condé Nast Publications yayını olan ve üç farklı yüzyılda dünya modasına yön veren Vogue, bugün 17 ülkede milyonlarca okurun en sevdiği moda dergisidir.Kadınlar için sadece moda, stil ve güzellik rehberi olmayı değil bir yaşam biçimi haline gelmeyi vaat ediyor. Yeme içme alışkanlıklarından, müzik ve film dünyasına, dünya metropollerindeki sosyal hayata kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Yepyeni bir dünyanın kapılarını aralayan Vogue, Türkiye’deki okurlarına 30 saniyelik animasyon bir reklam filmi ile duyuruluyor. Bu reklamda ilk insanlar olan Adem ile Havva canlandırması ile ekranlara taşınıyor. Vogue insanlık tarihinin başlangıcında, modanın ortaya çıkışını işliyor. Cennette bir elma ağacının altındaki Adem ile Havva’ya Vogue gönderilir. Dergiyi karıştıran Havva’ya ilham gelir birdenbire, bunun üzerine ağaçtaki yapraklar arasında en moda olanı seçer ve kullanmaya başlar. Derginin sloganı oldukça iddialı ve etkileyici: “Ve Vogue modayı yarattı” bir diğer deyişle Vogue modanın tanrısıdır.
  PEKI VOGUE KADINLARA NE VAAD EDER?
Her ay görsel bir şölen, kadınları merkezine alan bir üslup, seçici, özgün bir bakış açısı.

REKLAMIN AMACI: Vogue Türkiye’nin tanıtımını yapmak ve bilinirliğini arttırmak
STRATEJİ: Vogue kalitesini Türkiye’ye entegre ederek özgün ve melez bir Vogue Türkiye

HEDEF KİTLE: 25-45 yaş arası, eğitimli, sosyal, eğlenceyi seven, müzik ve film dünyasını, dünya metropollerindeki sosyal hayatı takip eden, özellikle şehrin ve modanın nabzını tutan, eğlenmeyi bilen, kendini özel hissetmek isteyen kadınlar.
REKLAMIN VAADİ: Yepyeni özgün ve seçici bir yaşam biçimi.

REKLAMIN TONU: İddialı, farklı, yenilikçi.

MARKA VE ÜRÜN HAKKINDA: Moda dünyasının duayeni, rakipsiz.

SATIŞ FİKRİ: Vogue kadın var olduğundan beri moda yaratır.


Moda dünyasının duayeni Vogue’un tartışmasız rakipsiz oluşunu Vogue’un hikâyesinin kadının hikâyesi olmasına bağlayabiliriz. Tarihin başlangıcından beri kazanılmış başarıları, değer kazanmayı, farklı bakış açılarını sembolize eder, yepyeni bir dünyanın kapılarını aralar. Vogue Türkiye raflarında yerini alacağını duyurmak, tanıtımını yapmak ve bilinirliğini arttırmak amacıyla hazırlanan reklamda kullanılan bu iddialı tona bağlamak mümkündür çünkü Vogue kadın var olduğundan beri moda yaratır. Vogue Türkiye için ise amaçlanan global Vogue kalitesiyle lokal konumu birleştirerek ortaya melez bir Vogue çıkarmak. Bir diğer deyişle diğer Vogue’lara benzememek, farklı olmak ama kalitesinden ödün vermeden.

3G Nedir Ne Degildir

Günümüz dünyası iletişim ve teknoloji yolunda hızla ilerlerken zamanla her şey mobil ve interaktif hale gelmektedir. Gelişen ve değişen teknoloji ile reklamcılık ve pazarlamada, internetin yanında özellikle mobil pazarlama da etkin olmaya başlıyor. Artık tüketiciye yönelik yapılan kampanyaların çoğu, daha odaklı olabildikleri için cep telefonları üzerinden yapılıyor ve bu gün geçtikçe daha da artacaktır. 3G teknolojisinin lansmanı ile birlikte oldukça yoğun bir taleple karşılaşıldı ve aslında bu Türk insanın teknolojiye ne kadar yakın ve adapte olabileceğinin ve 15 yıl içerisinde ne tür gelişmelerin olabileceğinin işaretidir. Şu sıralar çoğunlukla tekil bireylerin kullanımı olsa da ilerleyen günlerde markaların da bu konuda projeleri olduğunu ve olacağını söylemek mümkün çünkü 3G sadece bireylerin değil markaların da hayatlarında büyük değişimlere sebep olacaktır.

3G ile hayatlarımıza iki farklı yenilik girdi aslında bunların ilki yüksek hızda internet bir başka deyişle kablosuz veri transferi. İkincisi ise detaylı lokasyon belirleyebilme kabiliyeti. Sunulan hizmetlerin arasında mobil video konferans, haritalama, foto blog, içerik paylaşımı, video streaming, görüntülü konuşma, mobil video izleme, lokasyon bazlı pazarlama servisleri gibi uygulamalar sıralanabilir. Herşeyden önce hızlı bilgi erişimi ve paylaşım özelliğiyle iş süreçleri hızlanacak, maliyetler düşecek ve şüphesiz markaların etkinlikleri artacak, yeni istihdamlar oluşacaktır. Lokasyon bazlı pazarlama tekniği kullanarak hedeflenen kitleye ulaşmak çok daha isabetli ve kolay olacaktır. Bunun mümkün olabilmesi için markaların 3G’ye adapte olabilmeleri ve uygulamaya geçirmeleri gerekmektedir. Kısacası Türkiye’de özellikle internet ve mobil reklamcılığın önü oldukça açık. Üstelik reklam pastasında da internet reklamcılığına ayrılan pay giderek büyüyor. Bu konuda en ileride olan ülke İngiltere, yüzde 20’sini, Amerika’da yüzde 15, Avrupa’da yüzde10’un üzerinde. Türkiye’de ise bu rakam yüzde 2’lerde, 3’lerde. Google Pazarlama Direktörü Mustafa İçil internetin firmalar açısından tüketicilere ulaşmak için en etkin yol olduğunu ve eskiden tek yönlü kullanılırken günümüzde kullanıcıların ve tüketicilerin de katılımıyla iletişim çift yönlü hale geldiğini belirtirken önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde Türkiye’de bu sayının yüzde 10’u bulacağını söylüyor. Sadece 2008 yılında yarım milyar kişi mobil servislere abone oldu ve dünyanın yetişkin nüfusunun yarısı mobil ağa bağlı durumda. Türkiye’de mobil kullanıcılar telefonlarındaki SMS, MMS ve kamera özelliklerinden çok daha fazlasını deneyimleyebileceklerini, mobil internet uygulamaları, yani mobil applikasyonları yavaş yavaş keşfetmeye başladılar. Elbette mobil applikasyonları iPhone ile sınırlamamak gerek. Java Uygulamalar ile bugün piyasadaki telefonların ortalama %85’ine ulaşmak mümkün. Dünyada uygulanan örnekler iPhone veya java uygulamalara baktığımızda sektörün daha gidecek çok yolu var. Ancak, bu tarz mobil uygulamalar markaların hedef kitleleri ile sürekli iletişimde olmaları açısından önemli bir mecra olduğundan ilgi oldukça yüksek. Markalar bu mecrayı yeni yeni keşfediyorlar. Keşfeden ve uygulayan markalar sonuçlardan oldukça memnun.

Her teknolojinin bir adaptasyon süreci olduğu gibi 3G teknolojisi için de aynı ön kural geçerlidir aslında. Bu sürece rağmen bireysel katılımın oldukça yüksek olduğunu söylemek mümkün. Kayıtlı veri tabanında şu an 3,5 milyon tekil 3G kullanıcısı bulunuyor. Kullanım alanları ve kolaylıkları zamanla benimsenecek ve anlaşılacaktır. Bu zaman faktörünün dışında ise elbette güçlü bir alt yapı oluşturabilrmek için büyük yatırım gerekmektedir. Başta Turkcell olmak üzere Vodafone, Avea gibi operatörlerin bu konuda üstün rekabet ve çaba gösterdiği yadsınamaz bir gerçek. Ürün ve kampanya çeşitliliği ile doğru orantılı olarak 3G kullanım alanı ve bilinirliği artacak, adaptasyon süreci hızlanacaktır. İnternet ve VAS sektörüne yanlış bir giriş yapılmış olmakla birlikte aynı sonun mobilde yaşanması istenmemektedir. Örneğin ölçümleme firmalarıyla anlaşmalara yeni yeni imza atılmaktadır. İlk defa mobil sektöründe hazırlıklı ve deneyimli bir giriş planlanmaktadır. Mobil sektörde kaderin aynı olmaması için MMA Türkiye kolunda Arda Bey win-win solutions sunmak üzere çalışmalar yapmaktadır. Bu noktada regülasyon oldukça büyük önem taşımaktadır ve operatörlere oldukça ağır bir sorumluluk düşmektedir.

Cisco tarafından yapılan mobil internet araştırmasında 3G yani mobil geniş bant uygulamalarının yaygınlaşması ile sektörde yepyeni trendler oluştuğu vurgulanıyor ve buna göre 2013 yılına kadar küresel mobil trafiğinin yüzde 131’lik bir büyüme ile 66 kat artacağı öngörülüyor. Cisco Görsel Ağ Endeksi Mobil Öngörüleri (Cisco Visual Networking Index – VNI Global Mobile Traffic Forecast, 2008-2013)’ne göre video içeriklerinin tetiklenmesi ile birlikte mobil veri trafiği 2 exabyte’a ulaşacak ve bunun 1.4 exabytle’lık kısmını video içerikleri oluşturacak. Aynı araştırmanın sonuçlarına göre mobil trafik 2013’e kadar her yıl iki katı büyüklüğe ulaşacak, küresel mobil geniş bant mobil trafiğin yüzde 80’ını kapsayacak, ileri teknoloji bir mobil cihaz 200 cep telefonuna, bir dizüstü bilgisayar ise 400 cep telefonuna eşit seviyede trafik yaratacak. Endüstrinin tüm IP ağlarına yaklaşımını değiştirecek 4G’nin çok yakında hayatlarımıza girecek olduğunu düşündüğümüzde mobil medya içeriğinde öngörülen artışın çok daha üst seviyelerde olması kaçınılmaz. Ve dolayısı ile bu yeni dönemde tasarımcılar, stratejistler, futuristler, sanatçılar veya Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) uzmanlarının önemi daha da günyüzüne çıkacak. Eski ve yeni medyalar aslında birbirlerinden çok uzak kavramlar değillerdir. Medya yakınsaması bir teknolojik ilerlemeden çok daha fazlasıdır. Yakınsama varolan teknolojilerin, endüstrilerin, marketlerin, türlerin ve izleyicilerin arasındaki ilişkiyi değiştirir. Mobil video içeriği, mobil uygulama ve oyun geliştirmede markaların daha çok yatırım yapması, mobil kampanyaların kapak altı kodunu göndermekten daha komplex, daha çok internet ve diğer mecralarla içiçe kurgulara geçişi deneyimlemek mümkün artık. 2010 sonrasında, mobil ve internet artık içiçe geçmiş yakınsanmış (converge) hale geleceğinden, cep telefonları sadece telekominikasyon araçları değil; aynı zamanda oyun oynanan, internetten bilgi araştırılan ve depolanan, SMS gönderilebilen, fotoğraf paylaşımı yapılabilen bir cihaz haline geliyor.